Şirketler Hukuku, Birleşme ve Devralmalar

Yabancılar, Sözleşmeler ve Dil Zorunluluğu

Yabancı taraflar Türk taraflarla sözleşmelerini Türkçe imzalamak zorunda mıdır? 1926 tarihli kanun ve tutarsız içtihat bu soruyu çözümsüz bırakmaktadır.

DB & Partners16 Ağustos 20213 dk okuma

Yabancı tarafların Türk müvekkillerle yaptıkları sözleşmeleri Türkçe imzalamak zorunda olup olmadığı sorusunun basit bir evet veya hayır cevabı olması makul bir beklentidir. Ne yazık ki Türk avukatlar için durum böyle değildir. Sorunun iki boyutu bulunmakta olup sorun henüz çözüme kavuşmamıştır.

Kanunun Lafzı

Millet meclisi, Türkiye'yi Cumhuriyet olarak ilan etmesinden üç yıl sonra, 1926 yılında ticari işletmelerde Türkçe kullanılmasını zorunlu kılan bir kanun kabul etmiştir. Ulus devletin kurulmasının ardından çıkarılan bu kanunun amacı açıktır. Ancak lafzı aynı açıklıkta değildir. Kanunun birinci maddesi, Türkiye'deki Türk kuruluş ve işletmelerinin muamelelerinde, sözleşmelerinde, yazışmalarında, hesaplarında ve defterlerinde Türkçe kullanmasını zorunlu tutmaktadır. Örneğin iki Türk kuruluşu Türkiye'de bir sözleşme imzalarsa Kanun bu sözleşmenin Türkçe yapılmasını zorunlu kılmaktadır. İkinci madde ise yabancı şirket ve işletmelerin de Türkçe kullanmasını öngörmekle birlikte bu zorunluluğu, söz konusu şirket ve işletmelerin Türk işletmeleri ve Türk vatandaşlarıyla yazışmaları, muameleleri ve ilişkileri ile devlet makam ve dairelerine sunmak zorunda oldukları belge ve defterlerle sınırlamaktadır. Türk kuruluş ve işletmelerine uygulanan birinci madde "sözleşmeler"den söz ederken yabancılara uygulanan ikinci madde sözleşmelerden söz etmemektedir.

Belirsizlik bu noktada ortaya çıkmaktadır. Kanun koyucunun sözleşmeleri bilinçli olarak dışarıda bırakıp bırakmadığı sorusu meseleyi daha da karmaşık hâle getirmektedir. Bu durum, müvekkilin evet veya hayır şeklinde bir cevap almaya yönelik makul beklentisini boşa çıkaran farklı görüşlerin doğmasına yol açmıştır.

Mahkemelerin Yaklaşımı

İkinci olarak, Kanunu yorumlayan ve uygulayan mahkemeler de sorunu çözmemiştir. Aksine mahkemeler, Türk avukatların müvekkillerine danışmanlık vermesini daha da güçleştirmiştir. Yabancı tarafların Türk taraflarla sözleşmelerini İngilizce veya başka bir yabancı dilde yapması alışılmadık bir durum değildir. Ancak mahkemelerin Kanunu inceleyip tartıştığı dava sayısı sınırlıdır.

Bunun birkaç nedeni bulunmakla birlikte, Türkçe kullanımını zorunlu kılan kanunun tarihin belirli bir döneminde bir işlevi olduğu, ancak artık güncelliğini ve önemini yitirdiği genel olarak kabul edilmektedir.

Bu nedenle taraflar çoğu durumda Kanuna dayanmamaktadır. Bu ortak kanaat, Kanun hâlen yürürlükte olmasına karşın onu yorumlayan ve uygulayan kararların az sayıda olmasına katkıda bulunmuş olabilir. Daha da önemlisi, mahkemelerin Kanunu incelediği ve tartıştığı davalarda, özellikle yabancı ve Türk taraflar arasındaki sözleşmeler bakımından birbiriyle tutarsız kararlar verilmiştir.

2013 yılında, hukuk ve ceza davalarında son kanun yolu mercii olan Yargıtayın 11. Hukuk Dairesi, yabancı bir taraf ile Türk bir taraf arasında İngilizce olarak imzalanan bir sözleşmedeki tahkim şartının geçersiz olduğuna karar vererek bir "kargaşa" yaratmıştır. Daire, yabancı tarafların Türk taraflarla sözleşmelerini Türkçe yapmak zorunda olduğunu belirtmiştir. Bu içtihat 11. Hukuk Dairesinin diğer kararlarında ve Yargıtayın diğer dairelerinde takip edilmemiştir. Yine de bu tek karar, yabancı tarafların Türk taraflarla yaptıkları sözleşmeler Türkçe olmadıkça bu sözleşmeleri icra ettiremeyecekleri endişesini taşımaları için fazlasıyla yeterli olmuştur. Daha yakın bir tarihte, 2020 yılında, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu kez Kanunun yabancı bir taraf ile Türk bir taraf arasındaki sözleşmelere uygulanmadığına ve bu tarafların sözleşmelerini Türkçe yapmak zorunda olmadığına karar vermiştir. Karar, 2013 tarihli kararın neden zımnen terk edildiğini açıklamamaktadır. Ancak Kanunun güncel yorumu, sözleşmede yabancı bir tarafın bulunması hâlinde yabancı dildeki sözleşmelerin geçerli ve icra edilebilir sayılması yönündedir. Daha da yakın bir tarihte, 2021 yılında bir Bölge Adliye Mahkemesi kararı da Kanunu aynı şekilde yorumlamıştır.

Uygulamaya Yönelik Öneriler

Başlangıçtaki soruya dönülecek olursa, sorun bugün yabancı taraflar için daha az endişe verici olmakla birlikte henüz çözüme kavuşmuş değildir. Bir sözleşmenin İngilizce müzakere edilmesi, şartlar üzerinde anlaşıldıktan sonra Türkçeye çevrilmesi ve hatta çevirinin kendisinin de müzakere edilmesi can sıkıcı, zaman alıcı ve maliyetli olabilir. Bununla birlikte Kanun uyarınca öngörülebilecek yaptırım sözleşmenin geçersizliği olduğundan, son içtihat yerleşik hâle gelene kadar Kanunun olası tüm yorumlarının dikkate alınması ve sözleşmelerin ya da en azından yabancı yetki şartlarının Türkçe imzalanması hâlâ yerinde olabilir.

Tüm makaleler

İletişim

Sizin durumunuzu konuşalım.

Görüşme talebinizi iletin. Konunun niteliğine göre ofisimizde ya da çevrim içi bir görüşme planlanmaktadır.

Görüşme Talep Edin
WhatsApp