Giriş
Ticari konular ve hedef şirket paylarının bedeline ilişkin görüşmeler bir kenara bırakıldığında, sözleşmesel beyan ve tekeffüller ile tazmin yapılarına ilişkin müzakereler çoğu zaman bir birleşme ve devralma işleminin en güç ve en fazla zaman alan aşamasını oluşturmaktadır. Bu müzakereler genellikle alıcının hukuki inceleme sırasında tespit ettiği olası risklere karşı kendisini güvence altına almayı amaçladığı yediemin veya bedelin bir kısmının alıkonulması yapılarıyla sonuçlanmaktadır. Satıcı bedelin alıkonulmasından veya gecikmesinden kaçınmak istese de sıklıkla bir yediemin ya da alıkoyma talebiyle karşı karşıya kalmaktadır.
Yediemin yapısı genel olarak üçüncü bir kişinin, yani yedieminin sürece katılmasını gerektirmektedir. Bu nedenle yediemin sözleşmesine ilişkin müzakereler imza aşamasını daha da geciktirmekte ve karşılaşılan her engelle birlikte işleme olan ilgileri azalan taraflar işlem yorgunluğu yaşayabilmektedir. Ayrıca yedieminde tutulan tutarların yetersiz kalması veya bu tutarların elde edilmesi için dava açılmasının gerekmesi nedeniyle yediemin yapısı zaman zaman lehine kurulduğu kişilere yeterli koruma sağlayamamaktadır. Bu sebeplerle birleşme ve devralma alanında çalışan uygulayıcılar çoğu zaman alternatif çözümler aramaktadır.
Beyan ve Tekeffül Sigortası
Son dönemde birleşme ve devralma sigortası (veya beyan ve tekeffül sigortası) olarak adlandırılan bir sigorta ürünü hem satıcılar hem de alıcılar için alternatif bir seçenek olarak ortaya çıkmıştır. Bu ürün, satıcının sözleşmesel beyan ve tekeffüllerini ihlal etmesinden doğan risklere karşı teminat sağlamaktadır.
Uygulamada satıcı tarafı ve alıcı tarafı olmak üzere iki tür beyan ve tekeffül poliçesi bulunmaktadır. Satıcı tarafı poliçeleri, üçüncü kişilere karşı sorumluluk sigortası poliçesine benzer şekilde satıcıyı alıcının beyan ve tekeffüllere dayanan taleplerine karşı doğrudan korumaktadır. Alıcı tarafı poliçeleri ise birinci taraf sorumluluk sigortası poliçesine benzer şekilde alıcının satıcının beyan ve tekeffülleri ihlal etmesi nedeniyle uğradığı zararları doğrudan tazmin etmektedir.
İki poliçe türü pek çok yönden aynı olmakla birlikte bazı temel noktalarda ayrışmaktadır. Satıcı tarafı poliçeleri genellikle pay devir sözleşmesindeki sorumluluk üst sınırlarını ve zamanaşımı hükümlerini yansıtırken alıcı tarafı poliçeleri bu sözleşmesel üst sınırları aşan ve sayılan sorumluluk sınırlamalarının dışında kalan zararlar için kullanılmaktadır.
Türk Hukukundaki Durum
Sigortacılık Kanunu, Türkiye'de sigortacılık faaliyetlerine uygulanan temel mevzuattır. Kanun, sigorta ürünlerinin yanı sıra sigorta ve reasürans şirketleri, acenteler ve brokerlerin kuruluşunu, yönetimini, faaliyetlerini, gözetimini ve denetimini düzenlemektedir. Sigortacılık Kanunu Türk sigorta sektörüne ilişkin çerçeveyi de belirlemekte olup Kanunun ilkeleri ikincil mevzuatla ayrıntılı olarak düzenlenmektedir. Sigorta Branşlarına İlişkin Tebliğ, bir sigorta şirketinin faaliyet gösterebileceği sigorta branşlarını saymakta ve her branş için ruhsat alınmasını şart koşmaktadır. Türk sigorta şirketleri, Tebliğde açıkça sayılmayan sigorta ürünleri için poliçe düzenleyememektedir.
Beyan ve tekeffül sigortası Türkiye için yeni bir ürün olup henüz Tebliğde bir sigorta branşı olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenle Türk sigorta şirketleri bu tür poliçeleri doğrudan düzenleyememektedir. Bazı akademisyenler ve sigorta uygulayıcıları beyan ve tekeffül sigortasının genel sorumluluk sigortası kapsamında kaldığı görüşündedir. Bununla birlikte hukuki dayanağın bulunmaması ve Hazinenin ürünün hukuka uygunluğu konusundaki sessizliği karşısında Türk sigorta şirketleri satıcıların beyan ve tekeffüllerini teminat altına alan poliçeler düzenlememeyi tercih etmektedir.
Birleşme ve devralma uygulayıcıları ile sigorta şirketleri, yerel piyasanın beklentilerinin Hazineyi bu sigorta ürününe yönelmeye ve Türk sigorta şirketlerinin bu ürün için poliçe düzenlemesine imkân tanıyan bir yasal dayanak oluşturmaya sevk edeceğini öngörmektedir. Şimdilik beyan ve tekeffül sigortası Türkiye'de yabancı sigorta şirketleri aracılığıyla düzenlenebilmekle birlikte bu yol genellikle maliyet açısından verimli değildir. Ürün her iki taraf için de tazmin süreçlerini kolaylaştırmakta, ancak maliyet ile risk arasındaki farkın dengelenmesi gerekmektedir. Yedieminlerin yerini sigorta şirketlerinin alabilmesi ancak bu şekilde mümkün olacaktır.
